4.08.2011

okumasan

2 haftada yarattığın bağımlılığın boyutu yüzünden boşluğa düşmüş olabilirim, ama neyse ki ablam geldi :)

30.05.2011

Milat

daha çok blog yazarım demiyorum ama bugünün tarihini kolayca bulabileceğim bir yere ihtiyacım vardı. öyle yani. aşkla maşkla da alakası yok haa bu milat muhabbetinin, söyliyim dedim. xoxo

25.10.2010

Sevgili Max Azria bize acı, sadece insanız!

Dün bi elbise beğendim, dizin 5-6cm üstünde biten, ve annem çok kısa olduğu için o elbiseyi almamı engelledi. Mon dieu ne kadar da conservatrice... Neyse aile muhafazakar ama kız değil. 4 hadi diyelim 5 sene sonra bir dolap mini etek/elbise, dar bluz ve kot edinip 3-5 tane de aile içinde giyecek kıyafet ayırıcam. Hıhı evet. Neyse konumuza dönelim. 


Bu designerlar bana hiç acımıyor. Bir an önce avukat olup bisürü para kazanıp hepsiyle elbise alasım geldi, benim bile. OF! Tabi bu elbiselere yakışmak için güzel bi liposuction seansı da lazım ama, kısmet:D! Bu yeni bi haber değil ama wishlistimde olan bikaç bişeyden biri de Herve Leger'ın bandage dress denen şeyleridir. Gossip girl'de serena filan giyer bunları, kızın vücudu güzel neden giymesin ki? Of neyse. Rivayete göre içine sığanları 1 bedene yakın küçültüyomuş zaten içine bişey de giyilmiyomuş, yapışma derecesini siz düşünün.


Ama bi bakın yaaa tapılası değil mi? Ben topuklu üstünde yürüyemesem de becerebilsem bir adet louboutin'i bunlarla eşlesem benden daha pahalı az kadın olur türkiyede. Valla bak. totali 4-5 bin tele eder onların. :)



GIEF! diye bağırmak istiyorum sevgili okuyanlar:( 

 

27.09.2010

Birazcık da kendim için ağlamak istiyorum

Hayatımı aslında zorlaştıran yine ben olduğum için. Yok mu değiştiremediğim şeyler, insanlar var elbette ama bunlardan birisi hariç diğerleriyle olan ilişkilerim benim elimde. Hiç kendi yararıma olan şeyleri yapmıyorum ama. Gitmiyorum gitmek en iyi seçenekken.

O bir adanın içindeki siren benim için. Yaklaşmamı istemiyor, gerçek yüzünü gördüğümde ve canavar olduğunu anladığımda onu öldürürüm diyedir belki, ama gitmeme de izin vermiyor. Ne zaman adanın açıklarından uzaklaşmaya çalışsam güzel şarkısı kulaklarımda, gitmiyor. Tabii ki tek sebep bu değil ama kendi hayatım yaşamama bayağı bir engel oluyor. Ne yapacağımı bilmiyorum, senelerdir bu böyle üstelik son zamanlarda şarkısı bile silikleşti, duygularımdaysa bir değişiklik yok. Acı çekiyorum; bu benim suçum. Gidemiyorum, gidemeyeceğimi de biliyorum bu bir kararsızlık durumu değil. ama.. acaba.. gitmiş gibi mi yapsam? beni özler mi yine şarkı söyler mi? Ya da bir daha sesini duymam da etkisi bir süre sonra geçer mi?

Beni sevecek olan insanlar gerçekten bu halimle de sever mi noktasız? Kimse sen değil bunu bazen unutuyor gibisin. Sevmeyecekler çünkü ben onları sevemeyeceğim ve beni sevmelerine izin vermeyeceğim. Bunların hepsini bilinçsiz yapacağım üstelik. Yıllardır yapıyorum.

12.09.2010

Eski dosyaları silerken

bunu buldum. Bir sene önce yazmışım. Şimdiyse siliyorum.. Yazdıklarımın kaybolmasını sevmediğimden hep. O kadar çok şey değişmiş ki ama..


Seviyorum seni. Senden önce sevmiştim, senden sonra da sevecegim elbette, ama ne öncekileri senin kadar sevmiştim ne de sonrakileri bu kadar sevebileceğim. Aklımdan çıkacaksın arada ve ben mutlu olacağım artık düşünmüyorum diye ama tekrar döneceksin, daimi parçamsın bir süredir. Bunu istesen sen de görürdün, ama bana baktığında beni görmüyorsun bile, senin kalbinde ben hiç olmadım ki yıllardır. İlk farkettiğimde içimde birşeyler ölmüştü, kendimi kontrol de edememiştim üstelik ki bu kontrolsüzlük bana seni kaybettirdi, az da olsa sahip olduğum kısmını. Şimdiyse kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyebiliyorum en azından, elbette kendim için umutlarım azalmakta olsa da var, yine de mutlu olman için verebileceğim tüm desteği sana vereceğim, bu mutluluk başkasıylaysa bile. Arada kırılıyorum ama artık senin de elinde olmayan şeyler için kızmayı bıraktım. Sana geçmişte ne zaman kızdıysam bir hata yaptım, daha fazla hatayı kaldırabileceğimi de sanmıyorum. Belki sabırlı olursam, belki yıllarca yanında yakınmadan durursam beni farkedersin, sen de beni seversin, benim seni sevdiğim kadar çok değil belki ama yetecek kadar.. Senede birkaç kez göreyim seni, ya da birkaç senede bir farketmez, kopmayayım ama senden.. Hislerimi bilmek zorunda değilsin, sadece arkadaş olarak yanında tut beni, dururum biliyorsun. Salağım. Bu yüzden çok salağım, yine de kararlıyım. Çevremin düşünceleri bunu engelleyemiyor, iyiliğimi istediklerini bilsem de keşke bana destek olsalardı. Neyse, mühim değil. Neredeyse aynı şeyleri çok daha önce yaşamış olan birisi yanımda, her ne kadar böyle durumlarda birbirimizin sözünü dinlemesek de, minnettarım.

Biri var

ki o benim elveda'm. ki o bunu mutlaka anlar. ki ne olur ne olmaz en ufak bir fikrim bile yok. sad.ece özledim.

27.08.2010

Yastık


Birkaç gündür ekstra bir yastıkla uyuyorum. Hayır bir yerim ağrımıyor, hayır kötü emellerime de alet etmiyorum.. Sadece Pazar gününden beri saçmasapan bir boşluk hissiyle bir şeye sarılmadan yapamıyorum geceleri.

Elbette o beni kıskacına alamıyor ama olsun; senin hayalini kuruyorum ben de: saatlerce incelemiştim seni aklıma kazımak için her ayrıntıyı. Yeni baştan inceliyorum yüzünü, gittiler hepsi senin suçuun diye sızlandığın favorilerin, kirli sakalın ve sakalının çok ilginç bir biçimde(ya da belki normali odur) dairesel çıkması, yanağındaki yarım dairelerin üstünden parmaklarımla geçişim.. Muhteşem dudaklar, düzgün bir burun, kaşlar, rengine bayıldığım ama o esnada göremediğim gözler, şaşırtıcı bir biçimde uzun kirpikler.. Ama en çok da ellerin. Elim elindeyken o kadar çok inceledim ki n'olur hep böyle olsun diye umarak.. Gerçi beni bilirsin karamsar bir insanım elbette o kadar şanslı olacağıma inanmıyorum(belki inançsızlık bir sorundur, bilmiyorum.).

Tek bildiğim bunu yapmaya(yastığa sarılmaya değil, sana) bir ömür devam edebileceğimdi ama şimdi.. Aklımı yitirecek derecede özlüyorum seni.

Sanırım beni evcilleştirdin, ve yine sanırım ben bu gözyaşlarını seve seve riske etmiştim..

21.07.2010

Rüya

Adam: "Nasılsa sen yine sinirimi bozacak bir şeyler yaparsın, önden uzun uzun sarılayım sana.." dedi. Kadın gülümsedi: "Bugün değil, bu sefer değil. Seni öyle çok özledim ki..". Sarıldılar.

ve ben uyandım.

20.07.2010

Zor olan ne?

Klasik soru şöyledir: "Zor olan kalmak mı gitmek mi?". Bütün seçimlerde bir şekilde söz konusu olabilen bu soruyu arkadaşlarımın %90'ından duymuşumdur(şimdi gelip ben sormadım bıdıbıdı kimmiş o %90 demeyin de). Hannah Montana'da bile geçti yahu, yani izlediğimden değil de, ehem, konuya dönelim. Oysa kalmakta ya da gitmekte öyle aşırı bir zorluk yok, sürekli kalıyoruz ya da gidiyoruz, her an bu seçimi yapıyoruz, alışkanlıktan fark etmiyoruz kimi zaman. Kalmak/gitmek, beklemek/vazgeçmek, ummak/unutmak.. Hiç düşünmeden, yapmaya zaten meyilli olduğumuz seçime yönelip ne yaptığımızı sorgulamıyoruz bile.

Sadece bazen, hatta nadiren, hiç bir taraf ağır basmıyor ve kararsızlık ortaya çıkıyor. Zor olan bu işte: kararsızlık! Ya yazı-tura atacaksınız, ya mantığınızın söylediğini yapacaksınız, ya da belirsiz bir süre birinden birinin ağır basmasını bekleyeceksiniz. Ağır basan bir taraf varsa onu seçmemeniz hata zaten. Saçma olsun, salakça olsun ama yüreğinin sesini dinlemeyen her zaman daha büyük bir pişmanlıkla karşılaşma riskiyle dolaşır. Öyleyani.

Konuyla ucundan ilgili olarak, Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım'dan:
"Beklemek insana acı verir. Unutmak acı verir. Ama ne karar vereceğini bilememek acıların en büyüğüdür."(P.C.)

17.11.2009

Asla yazılmayacak olan yazı


Bu yazı yazılsaydı, giden yazılarıma benzerdi ama aslında kaybedilen olurdu başlığı. Zaten bu yazı asla yazılmayacak, haksızlık olurdu gidene. Sadece, ama sadece eğer bir gün, hani olur da birşeyler aşılabilirse kaldırılmak üzere koyuyorum bu yazıyı. Umarım bir gün, aslında ne oldugumuzu, ve olduğumuz şeyin bir sonu olmadığını, yine birbirimizin yanında olacagımızı görür, görmezse de demek ki doğrusu böyleymiş deriz. Sevgiler.

8.11.2009

Love'S Hard.

Eski. Takılıp kalmayı cok sevdiğim o kavram. Senin için ordaydım bu akşam..

Seni sevdim, yanında olmayı istedim, özledim. Sesine aşık oldum herkesinkinden farklı diye. Gözlerinin tam rengini yıllarca bilmedim. Yine de seni sevdim, ve seni aldattım da. Görmeden seni, dokunamadan sana daha.. Kokunu merak ettim durdum, çok geç ögrendim ne kadar hoş olduğunu, aynı gözlerinin rengi gibi.. Sandığımdan kat be kat yakışıklı olman sana karşı hissettiklerimde birşey değiştirmedi, görünüş değildi beni sana bağlamış olan.. Sadece sesindeki en ufak bir kınama beni ağlatırdı bir zaman, ve buna ragmen koptuk.. Suçlu yoktu ve sadece oldu, ve sonrası benim hatamdı. Defalarca ihanet ettim sana, kendime ve anılara. Seni görmemişken daha, bir şans tanımamışken duygulardan fazlasına. Arada sırada geri döndüm 17 yaşıma, hayaller kurdum kendimce.. Hayır, hata yapmaktaki kararlılığımın önüne geçmedi hayaller, imkansız hale bir kere sokmuştum, bir eksik bir fazla ne farkeder?

Farkeder-miş.. Senelerimi aldı öğrenmek. Keşke o bir zamanlarki ürkek, deneyimsiz kız olabilsem.. Oturmuş kötükadın maskemle bütünleşmemi izliyorum gün geçtikçe, sense yüzüme vurmaktan hiç çekinmiyorsun bunu değil mi? Her yakınlaşman yeni bir uzaklaşmayla son buluyor, çaresizce takip etmeye çalışıyorum.. İkimiz de yanlış yaptık hayatımızda, ikimiz de birbirimizi biliyoruz, hatta sen beni daha iyi.. Sorun asla "yaptıklarım" olmadı değil mi? Yaptıklarıma dahil olan "kişiler" di her zaman. Yine de saçma bir şekilde her hatamda senden kabulleniş umdum, hala bilmiyorum neden. Mütemadiyen sinirlerini yıprattım-since 2007- ama sen tekrar konuştun benimle, ileriye bakalım dedin.. Her seferinde acayip sevindim beni kabul etmene, ama arkadaş olduğumuzu biliyordum merak etme, senin hayatında farklı kişiler benim hayatımda farklı..

Yaşanmamışlıklar mı seni özel kılan, yoksa özel olduğun için mi bazı şeyler yaşanıp da kapanamadı bir türlü bilmiyorum. Seni çözmeye çalışması mı zevkli, yoksa çözememek acı verici de o yüzden mi ugraşıyorum onu da.. Belki ruhum acı çekmeyi seviyor, ve bulabildiği tek uyuşturucu olan sensin, ya da mutluluğunu paylaşmak için sadece seni istiyor yanında..

Bu yeni yılda tek istediğim, 'herşeye rağmen ...'. Listedeki en az imkansız olan şey buydu.. Ah şu hafta kazasız belasız bir bitse de..

27.10.2009

Sevdiğini öldürür her insan

Ben dememişim elbette ki Oscar Wilde demiş. Adamın söylediği ve güzel olmayan birşey yok gibi zaten. Sizlerle de paylaşayım ama elbette orjinal halini:

Yet each man kills the thing he loves
By each let this be heard,
Some do it with a bitter look,
Some with a flattering word,
The coward does it with a kiss,
The brave man with a sword!

Some kill their love when they are young,
And some when they are old;
Some strangle with the hands of Lust,
Some with the hands of Gold:
The kindest use a knife, because
The dead so soon grow cold.

Some love too little, some too long,
Some sell, and others buy;
Some do the deed with many tears,
And some without a sigh:
For each man kills the thing he loves,
Yet each man does not die.


Türkçesi için buraya.
Eserin tamamı ve Türkçesi için buraya.

25.10.2009

Herkesin bildiği şey


Öncelikle kalorifer borularını yalamamalıyız.

Neyse. Söylemek istediğim şey şuydu, evet erkeklerin parası ve arabası varsa daha iyi. Böyle de materyalistiz demek istiyorum. Arabaya veren kızız. Şaka yapıyorum elbette, arabaya filan vermiyoruz. Zaten malesef benim hoş bulduğum hiçbir insanın da çok parası ya da arabası olduğu görülmedi henüz.. Amaaaaan neyse bir erkeğin hesap ödemesi, kızı alması bi yere bırakılabilmesi çok hoş şeyler, çekiciliğinizi arttırır. Ama 'çekiciliğiniz' oldugunu varsayıyoruz burda, eger yoksa kullanılma ihtimalinizi arttırır, o da güzel tabi en azından sevgiliniz olur.

Aslında anafikir şöyle: kızlar paraya pula aşık olmaz. Eğer aşık olmadıkları biriyle olacaklarsa parası pulu olan birini tercih ederler. Çok basit ve çok mantıklı bişey, materyalistse materyalist kardeşim nedir yani.

Bunun erkeklerdeki dengi için sevgili Afush sayesinde ögrendiğim bir quote'u sizlerle paylaşmak istiyorum:
Quote Gentlemen Prefer Blondes(1953) filminde Marilyn Monroe tarafından canlandırılan Lorelei Lee tarafından söylenmiş ---> "Don't you know that a man being rich is like a girl being pretty? You wouldn't marry a girl just because she's pretty, but my goodness, doesn't it help?"

Hakediyosunuz ya. :)

22.10.2009

"Maybe some women aren't meant to be tamed. Maybe they need to run free until they find someone just as wild to run with."

1.10.2009

A Walk to Remember


love is patient, love is kind.
love is not jealous, it does not brag, and it is not proud.
love is not rude, is not selfish, and does not become angry easily.
love does not remember wrongs done against it.
love is not happy with evil, but is happy with truth.
love bears all things, believes all things,
hopes all things, endures all things.
love never fails..

Bu sözlerin aslında başladığı yer için... <3 <----

24.09.2009

"I'm selfish, impatient and a little insecure. I make mistakes, I am out of control and at times hard to handle. But if you can't handle me at my worst, then you sure as hell don't deserve me at my best."


~Marilyn Monroe

5.09.2009

People don't want their lives fixed.
Nobody wants their problems solved.
Their dramas.
Their distractions.
Their stories resolved.
Their messes cleaned up.
Because what would they have left?
Just the big scary unknown.
Chuck Palahniuk

2.09.2009

Aşk üstüne..

Madem ki sevgili afush blogunda Nazım Hikmet'ten Herkes Gibisin'i paylaşmış, ve de bana ithaf etmiş, ben de kendisine yine Nazım'ın bu güzel yazısını ithaf ederim diye düşündüm. Aynı zamanda bu noktasızvirgül'e de ithafım olsun..


"bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz.

sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

hayatı ıskalamaya lüksün yok senin..."